V.

Ocak 16, 2015

bazi uyanislardan bahsetmek istiyorum.

biz kis hayvanlari, inimize cekilir, kürklerimize yumulur, tatli tatli uyur ve bitmesini istedigimiz günlerin gecmesini bekleriz. bu sekilde. uyuyarak. kalabalik sayilmayiz zira öyle herkesi aramiza almayiz. kötü hissetmenizi istersek size herkes deriz ve sesimizde duvarlar, perdesiz pencereler, balkonlar. bizi seyretmenize müsaade ederiz. bize öykünmenize. bizim kürkümüze. yutkunursunuz. biz size yanyan bakar, kiskis güleriz. sizi el belleriz. buraya gelemezsiniz cünkü nerelisiniz. biz kis hayvanlari kati kuralli, kaba yürekli, siyah gocuklu ve uzun penceliyiz. bizi görüp tanimamaniz neredeyse imkansiz.

-nerede.-

karda yürürken agzini kapatamayan kis hayvanlariyiz. karda kosar, karda dans ederiz. delirmis gibiyizdir cünkü beyaz bizi coskuya bogar. biz bogulurken siz herkesler bir daha yutkunursunuz. karda gülüserek yürüyen hayvanlari cok öteden bilir, kokusunu tanir, aramiza aliriz. biz kemer burnumuzla sevdigimizin kokusunu nerde olsa aliriz. sevdigimizin ve sevesimiz gelmislerin. -yani mutfakta corba kaynamis da kokusu odaya gelmis gibi. yani biliyorsun, gidersen alirsin.-  onlar ki öylelerdir, sever gibiyizdir ve ellerimiz üsür. -eller ne tür durumlarda üsür.- kara gömeriz ellerimizi cünkü herkesin görmesini istemedigimiz seyler olmaktadir. sonra siz sürüsü uzaklastikca, biz ellerimizi sicaga tasiriz. sepet dolusu eller. yüzüklü parmaklarin kökü eller. kan yürür ellerimize, karincali acilar yayilmaktadir. iste, biz kis hayvanlari, bu telaseyi severiz. kapidaki bahar gibidir ve karli yokusta asagi yukari yürümeye baslariz; düsünceli yürüyüsler. nasildi. hatirlamaya calisiriz. alnimizi kasiriz. karincalanmakta olan ellerimizle alnimizi. genis alnimizi ve yazimizi oksariz.

-sakin ol.-

bu sirada barismaktayizdir. burayla, surayla ve en cok da orayla. orayi düsünürken cogunlukla göge bakariz. ora gögde degildir ama biz israrla bakariz. rüzgar ordan dogrudur ve haberler tasimaktadir; iyi seyler, müjdeler.

seksen sekiz. 88.

Ağustos 26, 2013

Sabahları saklanmak gerekir. İnsanlar canlı ve her şeye hazır olarak, düzene, güzelliğe ve adâlete susamış olarak, sizden de bunları bekleyerek uyanırlar. Evet, saat sekiz ya da dokuzdan öğleye kadar olan süre, tehlikeli geçittir. Ama öğleye doğru her şey yatışır, en aç gözlüler bile doymuştur, kabuklarına çekilirler, her şey iyi değildir, ama iyi bir iş yapılmıştır, bazı kaçaklar vardır, ama pek tehlikeli değildir bunlar, herkes kendi dökümünü çıkarır. Öğleden sonra, ilk saatlerde tehlike yeniden başlayabilir, yemekten, kutlamalardan, törenlerden, kısa söylevlerden sonra, ama sabahkine oranda bir hiçtir bu, bir spordur, başka bir şey değil.

Sonra asıl gece gelir, o da tehlikelidir, ama kendisini tanıyanlara, orada güneş gören çiçek gibi açılmayı bilenlere, gece gündüz kendi kendisinin gecesi olanlara karşı eli açıktır. Hayır, o da, gece de pek âhım şâhım bir şey değildir, ama gündüze oranla âhım şâhımdır, hele sabaha oranla iyice âhım şâhımdır.

Gündüz linç edilir ama uyku kutsaldır, hele sabah, kahvaltıyla öğle yemeği arası. Bu yüzden, ıssız gün doğumunda birkaç mil gittikten sonra yaptığım ilk şey, uyuyacak bir yer aramak oldu, çünkü ne denli aykırı gözükürse gözüksün, uyku da bir tür korunmadır. Çünkü uyku, yakalama içgüdüsünü kışkırtsa bile, sanırım, hemen ve kanlı bir biçimde öldürme içgüdüsünü yatıştırır, herhangi bir avcı söyleyebilir size bunun böyle olduğunu. Yer değiştiren, ya da, inine çekilip gözetleyen canavara acımayız, oysa uykuda yakalanan pekâlâ başka duygulardan yararlanabilir, bu duygular namluyu indirtir, Malezya hançerini kılıfına koydurtur. Çünkü avcı, aslında, zayıf adamın, duygulunun biridir, yüreğinin derinliklerinde, ilk fırsatta taşmak üzere bekleyen sevgi ve acıma yedekleri vardır. Ve birçok zararlı, öldürülmeye lâyık hayvan, pazarları ve bayram günleri, çoğu kez çocukların çocuksu neşesiyle büyüklerin daha akıllı uslu neşelerinin taşıp coştuğu hayvanat bahçelerinde rahatça ömürlerinin sonunu bekleyebilmelerini, yorgunluk ya da korkudan uyumuş bulunmalarına borçludurlar sanırım.”

grizzly bear

%d blogcu bunu beğendi: