aurora.

Nisan 13, 2015

Horace Pippin, The Elk

Horace Pippin, The Elk

suraya bir dag cizelim. disi bir dag. dag kadindir, anadir, kanatlari vardir ve ucsuz bir kucagi. allah’i vardir, allah’tan aldiklari ve konustuklari. heybeti vardir, kökü, gücü, kayasi, magarasi. kadinligi vardir. el degmemis bir güzelligi. suraya bir dag cizelim ve bol yesil. saga dogru uzansin, sonra sola. sagina yatsin. eli yanaginin altinda, sagina uzansin. gezelim, konusalim, saklanalim bucaklarinda. bizi alsin, bizi kavrasin, saklasin. bize konussun. dag bize konussun.

daglara konusmuslugum vardir. daglara ve sulara ve bulutlara ve göglere. gözlerim dola dola bakmisligim vardir. umuttepe bulutlarina zaafim vardir ve baska seylere. tatli yiyeceklere ve kahvelere. bazen tütüne, bazen uykuya. uyku benim sevgilim. agac benim sevgilim. yesili parlak, tasasi az, hisirdayan sesleri vardir. benim kücük kalbim ve büyük sevgim vardir. agaclara.

denizler, göller, dereler, kanallar, akarkokarsular, batakliklar, sazliklar ve havalanan hayvanlar. ucan memeliler, göcen memeliler.  kafalarini yastiga gömen bereliler. yarabereliler. devekuslarinin yastigidir toprak ve onlar rimel sürmezler.

suraya bir dag cizelim ve yamacinda ben. hey kivrik sacli ressam, suraya bir günes cizelim. günesi uyandirmayalim, günesle uyuyalim. uyku benim sevgilim, koynuma alayim. canim günes bana isiklar sun, bana cicekler der, bana günler göster. iyi günler.

suraya bir sögüt ciz. sögüt benim sevgilim. sögüt benim sevgilim, koynunda aglarim. birlikte aglariz sevgilim. sögüt yere bakar, gözü vardir binlerce, sözü vardir ben duyarim. size yasaklidir bu alan. “no trespassing” zorlamayalim. sögüt bana konusur, kabugu bana dönüsür. kabuk benim sevgilim. balik benim, keci benim, kaktüs benim sevgilim.

Reklamlar

zaman.

Mayıs 16, 2013

onlar öyle zamanlardi ki; ben meselâ balkondan baktigimda, yesilin en keskininden bir agac görürdüm. ay nasil parlak, nasil güzel agac gibi seyler düsünürdüm. agac ayni agacti oysa.

hem de söyle zamanlardi ki;  ben icim icime sigmaz, sabahi edemez, yatakta dikilir durur, türk gibi* bagdas kurar oturur, düsünür dururdum.

bi de böyle zamanlardi ki; günes yeni dogmus olur, ben kendimi cizgifilm izler bulurdum. kipirtilar falan diyorum iste.

simdi bazen öyle zamanlar oluyor ki; gördügüm herkese “size de oluyor mu?” diye sormak istiyorum.

simdi nâdir de olsa, oluyor. bi zaman geliyor, icimden, gördügüm herkese selam vermek, naber demek geliyor. bunlar toplamda iki saati gecmiyor. bu sebeple  hic toplanmiyor. hezîmetlerden hoslanmayiz.Görsel

*brontë, jane eyre adli romaninda, jane’in pencere önünde kitap okurkenki oturusunu “türk gibi” diye betimliyor. olsa olsa bagdastir dedim, cok da üstüne düsmedim.

%d blogcu bunu beğendi: