merhaba.

Ağustos 13, 2014

fancy ha?“Neşeli günlerimde gece ilerledikçe canlılığım da artardı.”

Reklamlar

cenin.

Mart 24, 2014

20140324-002719.jpg
böyle zamanlarda nereye gidecegimi bilemiyorum. yine o kara, bicimsiz, ucsuz kucagi arar buluyorum kendimi ve kivriliyorum. anamin rahmini özlüyorum.

Belacqua ve digerleri.

Ocak 18, 2014

“Bir daha buraya dönmeyeceğim, dedim. Ama iki elimle babanın yanlarından destek alarak kalktığımda, bir boynuzundan yakaladığı keçiyle küçücük bir çocuk çıktı karşıma. Yeniden yerime oturdum. Göründüğü kadarıyla, bana korkusuzca ve de tiksinmeden, suskun bakıyordu.

    Göz gözü görmüyordu gerçekten de. Susması doğal geliyordu bana, söz sırası yaşlınındı. Yalınayak, yırtık pırtık giysiler içindeydi. Buraları iyi bildiğinden, rıhtım tarafından bırakılmış bu karanlık kütle ne acaba diyerek yolundan ayrılıp görmeye gelmişti. Böyle uslamlıyordum. Şimdi bu kadar yakınımda haydut gözleriyle bana bakarken anlamaması olanaksızdı. Buna karşın hâlâ duruyordu. Bu aşağılıklık benden mi geliyor gerçekten de? Harekete geçmeliydim, çünkü yola koyuluşumun amacı bir anlamda buydu, ardından geleceklerin az da olsa bir yarar sağlayacağını umarak, ona bir şeyler söylemeye karar verdim. Böylece tümcemi kurdum, duyurabileceğime inanarak ağzımı açtım. Ama bunları tasarlayan benim için bile anlaşılmaz bir hırıltıydı dudaklarımdan dökülen. Ama doğaldı bu, yalnızca uzun bir sessizlikten ötürü karşılaşılan bir ses yitimiydi, cehenneme açılan koruluktaki gibi, anımsıyor musunuz bunu, ben çok iyi anımsıyorum. Çocuk keçiyi bırakmaksızın tam karşıma geçti ve bir iki kuruşa her yerde bulabileceğiniz şekerlerden uzattı bana bir külâhın içinde. Bana şeker ikrâm edilmeyeli en azından seksen sene geçmişti, ama açgözlülükle alıp ağzıma atıverdim, eski hareketleri gittikçe heyecanlanarak yinelemeye koyuluyordum, çok hoşuma gitmişti. Şekerler birbirine yapışmıştı, ilkini -yeşil bir şekerdi- ötekilerden ayırmakta güçlük çektim, ama çocuk bana yardım etti, eli elime değdi. Teşekkür ederim, dedim. Kısa bir süre sonra, keçisini sürükleyerek uzaklaşmaya başladı, tüm bedenim sarsılarak kalması için işaretler yaptım, taşkınlıkla mırıldandım. Nereye böyle çepicinle küçük adam? Bu tümce ağzımdan çıkar çıkmaz utancımdan yüzümü kapadım. Oysa biraz önce söylemek istediğim de buydu. Nereye böyle çepicinle küçük adam? Eğer yüzümü kızartabilsem, kızartırdım ama bedenimin uç noktalarına çıkmıyordu kanım. Eğer cebimde birkac kuruşum olsa, kendimi affettirmek için ona verirdim, ama beş parasızdım, yaşamın eteklerindeki küçük bir bahtsızı sevindirecek kuruşum yoktu. Sanırım, önceden düşünmeden yola çıktığım için o gün üzerimde yalnız taşım bulunuyordu. Küçük bedeninden kıvırcık ve siyah saçlarını ve uzun kirli ve adeleli çıplak bacaklarının biçimli uyumunu göreceğim yazılmış alnıma. Serin ve canlı elini de, bunu kolay kolay unutmayacağım. Ona söyleyecek başka tümce aradım, çok sonra bulduğumda çocuk uzaklaşmıştı, çok değil ama uzaklaşmıştı. Yaşamımdan da kopmuştu usulca, gidiyordu, artık düşüncelerinden bir teki bile benimle ilgili olmayacaktı, yaşlandığında, ilk gençliğini araştırırken, bu neşeli geceyi anımsar, keçiyi hâlâ boynuzundan tutup önümde yeniden, kim bilir belki bu defa biraz sevgi, hatta kıskançlık duyguları içinde duraklarsa anımsar herhalde, ama ben pek inanmıyorum. Zavallı sevgili hayvancıklar, bana nasıl da yardımda bulunabilirdiniz.”

aralik bitti.

Aralık 26, 2013

“İnek ve koyunlarımı ceplerime yerleştirdim;”

Image

Zingarina.

Ekim 26, 2013

zingarina

“birkac cali cirpi verin de yakalim dünyayi”

Jonas Skat

Eylül 22, 2013

j.s. t.s.s.

“Bu hançeri göğsüme saplayacağım.

Ve varlığım hızla yeni ve somut bir gerçekliğe dönüşecek;

Bir cesedin taş gibi hâline.”

 

garkgurk.

Eylül 16, 2013

artık bi şişe maden suyunu tek başıma, tamamen kendi soluk borumla, kendi nefes borumla, kendi gırtlağımla, kendi kıçımla, kendi çişimle bitirebiliyorum. bu yazın tek başarısı bu. yaz çoktan bitti. maden suyum bitince ki ben ona çoğunlukla “soda” derim, gaaark sesi çıkardığım da oluyor. maden suyu ve soda arasındaki farkı bilmiyorum, kulağıma çalındı ama ilgilenmedim. fotoğrafa resim dememek kadar elzem mi bu fark, bilmiyorum. bazen sırf inadına resim diyorum, bazen de resim diyenlere kınayan gözlerle, büzüşük beyin loblarıyla bakiyorum. ne biçimim. maden suyumun son birkaç damlasına geldiğimde, çoğunlukla şunu düşünürüm: bununla yüzümü silsem mi? mesela geçenlerde yine bu soruyu sordum kendime -kendime soruyorum çünkü o an bana soru soracak başka kimse yoktu civarda. cevâben avcuma bocaladım maden suyunu, ki ben ona soda derim genelde, suratımı sıvazladım sonra da sıçıp sıvadım. hayır canım sıvamadım, sadece bunun buraya çok yakışacağını düşündüm ve bana hiç yakışmayacağını da. oldu bi kere :(

*harflerim neden degişti.burp burp burp

%d blogcu bunu beğendi: