zaman.

Mayıs 16, 2013

onlar öyle zamanlardi ki; ben meselâ balkondan baktigimda, yesilin en keskininden bir agac görürdüm. ay nasil parlak, nasil güzel agac gibi seyler düsünürdüm. agac ayni agacti oysa.

hem de söyle zamanlardi ki;  ben icim icime sigmaz, sabahi edemez, yatakta dikilir durur, türk gibi* bagdas kurar oturur, düsünür dururdum.

bi de böyle zamanlardi ki; günes yeni dogmus olur, ben kendimi cizgifilm izler bulurdum. kipirtilar falan diyorum iste.

simdi bazen öyle zamanlar oluyor ki; gördügüm herkese “size de oluyor mu?” diye sormak istiyorum.

simdi nâdir de olsa, oluyor. bi zaman geliyor, icimden, gördügüm herkese selam vermek, naber demek geliyor. bunlar toplamda iki saati gecmiyor. bu sebeple  hic toplanmiyor. hezîmetlerden hoslanmayiz.Görsel

*brontë, jane eyre adli romaninda, jane’in pencere önünde kitap okurkenki oturusunu “türk gibi” diye betimliyor. olsa olsa bagdastir dedim, cok da üstüne düsmedim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: