insan hayvani.

Eylül 27, 2015

eline saglik lepetitrobert

eline saglik lepetitrobert.

« Şüphesiz, insan, bütün hayvan nevilerinin seciyelerini* kendinde toplamış  bir mahlûktur, bir behime* yekûnudur: Kaplan gibi yırtıcı, tilki gibi kurnaz, geyik gibi ürkek, arslan gibi cesur, köpek gibi sadık ve kedi gibi nankörüz… Fakat bu vahşet imkânlarını beşerî seciyemizin çelikten kafesleri içinde hapsettiğimiz için insanız ve boğa yılanından farkımız budur. Tırnaklarımızı ya kesiyoruz yahut cilâlı maddelerle parlatıyor ve güzelleştirmeye çalışıyoruz, yani tırnağımızın çıplaklığını gideriyoruz. Pirandelli* bundan bahsetmiyor; hâlbuki manikür, en çirkin tarafımızla mücadelemizdir ve ellerimizde gizlenen vahşî pençeye insanî bir şekil vermek içindir. Sevdiklerimizi öldürüyoruz, çünkü onlar da bizi öldürüyorlar; fakat darbelerimizi insanca vurarak, açtığımız yaraları namütenahi* şefkatimizle iyi etmeğe çalışarak ve tekrar yalayarak, sevdiklerimizi hazla keserek güzel tezadını tattırarak öldürüyor ve ölüyoruz. Yaşamak, yaralamak ve yaralanmaktır; fakat insanca… Bizim tıynetimiz, ruhumuzun hayvan ve Allah’a giden iki yolunun köşesinde mündemiçtir*. ‘Ne melek, ne hayvan!’ – ‘Hem melek, hem hayvan!’ »

*seciye: karakter
*behime: dört ayaklı hayvan
*namütenahi: sonsuz
*Pirandelli: Pirandello
*mündemiç: içinde saklı olan

Yazının devamını oku »

aurora.

Nisan 13, 2015

Horace Pippin, The Elk

Horace Pippin, The Elk

suraya bir dag cizelim. disi bir dag. dag kadindir, anadir, kanatlari vardir ve ucsuz bir kucagi. allah’i vardir, allah’tan aldiklari ve konustuklari. heybeti vardir, kökü, gücü, kayasi, magarasi. kadinligi vardir. el degmemis bir güzelligi. suraya bir dag cizelim ve bol yesil. saga dogru uzansin, sonra sola. sagina yatsin. eli yanaginin altinda, sagina uzansin. gezelim, konusalim, saklanalim bucaklarinda. bizi alsin, bizi kavrasin, saklasin. bize konussun. dag bize konussun.

daglara konusmuslugum vardir. daglara ve sulara ve bulutlara ve göglere. gözlerim dola dola bakmisligim vardir. umuttepe bulutlarina zaafim vardir ve baska seylere. tatli yiyeceklere ve kahvelere. bazen tütüne, bazen uykuya. uyku benim sevgilim. agac benim sevgilim. yesili parlak, tasasi az, hisirdayan sesleri vardir. benim kücük kalbim ve büyük sevgim vardir. agaclara.

denizler, göller, dereler, kanallar, akarkokarsular, batakliklar, sazliklar ve havalanan hayvanlar. ucan memeliler, göcen memeliler.  kafalarini yastiga gömen bereliler. yarabereliler. devekuslarinin yastigidir toprak ve onlar rimel sürmezler.

suraya bir dag cizelim ve yamacinda ben. hey kivrik sacli ressam, suraya bir günes cizelim. günesi uyandirmayalim, günesle uyuyalim. uyku benim sevgilim, koynuma alayim. canim günes bana isiklar sun, bana cicekler der, bana günler göster. iyi günler.

suraya bir sögüt ciz. sögüt benim sevgilim. sögüt benim sevgilim, koynunda aglarim. birlikte aglariz sevgilim. sögüt yere bakar, gözü vardir binlerce, sözü vardir ben duyarim. size yasaklidir bu alan. “no trespassing” zorlamayalim. sögüt bana konusur, kabugu bana dönüsür. kabuk benim sevgilim. balik benim, keci benim, kaktüs benim sevgilim.

şeb.

Mart 18, 2015

on alti – yirmi bir

saat 16:21

bitiyorgün

yorgun.

daha daha

geri sayiyorsak eger -sayiyoruz-

buna sevinebiliriz.

bir sehir.

Mart 3, 2015

tumblr_mxtkecrBAe1sp76hoo1_500

yürüyoruz. belki yollar icin variz. yürüyoruz, gülümsüyor. kisik gözlerinden benden yana düseni bazen beni süzüyor. susmuyorum. pek de konusmazken cokca konusan oluyorum. anlatiyorum, gülümsüyor.

susuyoruz. adimlarimiz hizlaniyor. -huzursuzsak acelemiz var- yürüyoruz, öfkemizi rüzgâra dövdürmek ister gibi. gitsinler burdan, der gibi. sonra geciyor. kizillar diniyor. benim elimde durgun deniz, onda kim bilir ne kaliyor. pek anlatmiyor. anlatmaya inanmiyor. “gözler biziz” ve bir vermidon.

o sola bakiyor, ben ona. sonra ben sagima, agaclara, kuru dallara ve tepedeki kuslara. bana bakiyor. kisik gözleriyle mecazlar ariyor. belki buluyor veya kuruyor. düsmani kurmaktan bahsediyorum, o bunu zaten biliyor. gündelik kusuyorum ve sabahin böregini duyuyor.

yürüyoruz; cantali, cantasiz, gocuklu ve telassiz. cikmaz sokaklar. varsin, diyorum. duymuyor. icime konusuyorum. biraz uzaklara daliyor ve bir kedi. bir cay, bir kahve, kitaplar. sevdigimiz seylerin takasi. bir alisveris ve iclerim titriyor.

V.

Ocak 16, 2015

bazi uyanislardan bahsetmek istiyorum.

biz kis hayvanlari, inimize cekilir, kürklerimize yumulur, tatli tatli uyur ve bitmesini istedigimiz günlerin gecmesini bekleriz. bu sekilde. uyuyarak. kalabalik sayilmayiz zira öyle herkesi aramiza almayiz. kötü hissetmenizi istersek size herkes deriz ve sesimizde duvarlar, perdesiz pencereler, balkonlar. bizi seyretmenize müsaade ederiz. bize öykünmenize. bizim kürkümüze. yutkunursunuz. biz size yanyan bakar, kiskis güleriz. sizi el belleriz. buraya gelemezsiniz cünkü nerelisiniz. biz kis hayvanlari kati kuralli, kaba yürekli, siyah gocuklu ve uzun penceliyiz. bizi görüp tanimamaniz neredeyse imkansiz.

-nerede.-

karda yürürken agzini kapatamayan kis hayvanlariyiz. karda kosar, karda dans ederiz. delirmis gibiyizdir cünkü beyaz bizi coskuya bogar. biz bogulurken siz herkesler bir daha yutkunursunuz. karda gülüserek yürüyen hayvanlari cok öteden bilir, kokusunu tanir, aramiza aliriz. biz kemer burnumuzla sevdigimizin kokusunu nerde olsa aliriz. sevdigimizin ve sevesimiz gelmislerin. -yani mutfakta corba kaynamis da kokusu odaya gelmis gibi. yani biliyorsun, gidersen alirsin.-  onlar ki öylelerdir, sever gibiyizdir ve ellerimiz üsür. -eller ne tür durumlarda üsür.- kara gömeriz ellerimizi cünkü herkesin görmesini istemedigimiz seyler olmaktadir. sonra siz sürüsü uzaklastikca, biz ellerimizi sicaga tasiriz. sepet dolusu eller. yüzüklü parmaklarin kökü eller. kan yürür ellerimize, karincali acilar yayilmaktadir. iste, biz kis hayvanlari, bu telaseyi severiz. kapidaki bahar gibidir ve karli yokusta asagi yukari yürümeye baslariz; düsünceli yürüyüsler. nasildi. hatirlamaya calisiriz. alnimizi kasiriz. karincalanmakta olan ellerimizle alnimizi. genis alnimizi ve yazimizi oksariz.

-sakin ol.-

bu sirada barismaktayizdir. burayla, surayla ve en cok da orayla. orayi düsünürken cogunlukla göge bakariz. ora gögde degildir ama biz israrla bakariz. rüzgar ordan dogrudur ve haberler tasimaktadir; iyi seyler, müjdeler.

kitab*

Kasım 29, 2014

“Kımıldamaktan bile hoşlanmayan tembel bir adamın bir işe bir kere başladı mı, önce nasıl tembelliğine sarılmışsa, öylece harekete sarıldığını hep görürüm, sanki hoşlanmadığı kımıldamak değil de başlamak ya da bitirmekmiş gibi.

Yazının devamını oku »

dervis.

Eylül 4, 2014

 

*

“Uzam bizim zindanımızdır, dedim. Uzamın yalnız gözle görebildiğimiz kadarı bizimdir; biz ise bütünüyle ona aitiz. O bizi yorar, korkutur, çağırır, kovar. Bizi gördüğünü sanırız, o ise bizimle ilgilenmez bile. Ona egemen olduğumuzu söyleriz, oysa, yalnız bize gösterdiği hoşgörüden yararlanmışızdır. Yeryüzünün bize eğilimi yoktur. Şimşekler, dalgalar bizim için değildir, biz onların içindeyiz. Kendi öz yurdu da yoktur insanın. O, kör güçlerden aşırır yurdunu. Yeryüzü mutsuzluktan başka bir şey vermeyen şaşılası nesnelerin konutu olabilir yalnız, kimsenin olmadığı gibi, bizim de değildir.

     Ele geçirdiğimiz dünya değil, ayaklarımızı koyacak bir parça yer, dağ değil, gözümüzdeki resim, deniz değil, oynak sertliği ve üzerindeki yansımasıdır. Bize ait olduğunu sanırız. Sıkıca tutunduğumuz şey, yanılsamadır.”

%d blogcu bunu beğendi: