adresim ayni.

Temmuz 18, 2009

Kendimi yine biseler isterken buldum. Sasirdin mi, ha? Sasirma. Alisma. Bekleme. Yap! Neyi mi? Geregini.

Mektup istiyorum. Haydan gelip huya giden degil. Oralardan taa buralara kosar adim gelen. Sonra o mektubu yenmis tirnaklarim ve titrek ellerimle gidip posta kutusundan bizzat almak istiyorum.  Titrek ellerime titresim katmak, kizarip bozarmak istiyorum. Uca uca eve cikmak, en -son ütücü- halimle yapilacak ne kadar ütü varsa ütmek, bal döküp yalamaya elvericek sekilde temizlik yapmak, 34 kap yemek pisirmek, en aptal 3 rengi birlestirerek üzerimde, kendimi sokaga atmak istiyorum. Bunca hengâme canimcicimmektubunu ertelemek icin. Hastayim ben cünkü. Böyle olunca tadina daha bi varirmisim gibi geliyo..

kabiliyetsizböcük.

Ne ise.. Sonra vurucam kendimi deniz kiyisina. Picnic örtümü almadim, olsun. Cimlere yayilcam. Yan gözle bakanlara kem gözlerimle ölümcül bakislar firlaticam ve kafalari yarilcak, evet. İtina ile gül kurusu zarfi acicam. Cikarticam mis kokulu canimcicimmektubunu, hep yaptigim gibi önce hizli hizli okuycam. Sonunu merak edicem, acele edip ecele gidicem. Kötü bise yokmus diye bi ohh! cekip basa dönücem. Temiz hava sahasina bir darbe vurucam.

Ve.. Her satirini beyincigime kaziycam. Yaklasik 3 saat 28 dakika gözüm bi adalara bi canimcicimmektubuna bakicak. Dördüncü saatte biraz zirliycam ve bir darbe daha.. Sonra toparliycam pilimi pirtimi ve ne biraktiysam geriye hepsini. Ayyas olcam sokaklari arsinliycam. El yazin elimde, evin yolunu zor bulcam. Bulmasam ne olur ki hem? Hic.

Bana bi dolmakalem lütfen. Cevap yazicim.

Gecen yil ilk defa gittigim köyümdeki ilk sabahimda, elime ilk defa aldigim orakla, ayagima ilk defa giyindigim ayakkabiyla, ilk defa adım attigim tarlada, hayatimin ilk hayata döndürme organizasyonuna katilmistim. Kendini bilmez yabandomuzu, koca misir tarlasini talan etmis bir gece ansizin, belki de gelisimi kutlamak istemisti bu sekilde, bildigi en iyi yöntemle; yok ederek. Bana da, kizinin karsisinda aglayan babaymiscasina mahcup yerle yeksan misirlari temizlemek düştü. Sehirden ciktim köye havasinda, lâkin güzeldi. Toprak, böcük, negatif iyonlardan arinma, acik hava, heyecanindan kani kaynamis hayvanin naciz bedeninin hangi degirmenin dibinde oldugu..

Büyümek de böyle biraz. Koca bi bosluga, tarlan gözüyle bakarsin, türlü türlü hayallerle donatir, besler büyütür, gözünden sakinarak meyvelerini bekler durursun. En güzel korkulugu dikersin tepelerine, kimse kiymasin göznuruna diye. Günler geceler haftalar onbestebirler üc aylar derken kazik kadar olursun. Beklenti denen zehirli sarmasiklar da tarlanin davetsiz misafirleri olmustur. Olsun, hepsi senindir. Derken; kendini bilmez yabaninsani, gözünün yasina bakmadan, hic tanimadan seni belki ve ne yaptigini bilmedem fütursuzca yakar yikar o büyülü bahceyi. Basta anlayamazsin durumun vehametini. Gece gelmis, talan etmistir ama henüz fark edememissindir. Her gecenin varmis ya hani sabahi; senin düsmanin da bu sabahlardan biri oluverir. Kacamazsin gercekten cünkü sabah da en az lime lime edilenlerin kadar gercektir ve vakit yüzlesme vaktidir. Elde, avucta, tüm hasmetiyle bir korkuluk balkabagindan kafasiyla.. Kac geceyarisina meydan okumus, balo arabasina dönüsememis bir türlü..  Ve bikaç susam kirintisi, sarmasik kalintisi.. Simsiyahtir artik harabeden bozma tarlan, ne eksen yesermez, yanmis, kara kara olmus her zerresi.

Ne demistim? He; büyümek böyleydi.  Onun da dedigi gibi; geriye sadece yarim yarim biseler, öznesiz cümleler, kazayaklari, mor halkalar.. Ve daha cok adalara dalmalar.. Göz dalmasi misafir derler buralarda. Rica ediyorum, gelmesin böyle olcaksa.

Fonda Bülent Abla; dogumgünüm bana geldigin gündür ile sesleniyor tüm gönül dostlarina

Iyk.

tantana.

Günes, hayale müsaade etmeyecek sekilde her seyi acik ve berrak gösterdigi icin yalniz gözlerimizle yasadik ve hic eglenmedik.

..

Nihayet akşam oldu. Karanlık bastı. Karşı karşıya oturmuş iki insan, artık yüzlerimizi görmüyor, yalnız seslerimizi duyuyorduk. Birden, arkamızda garip bir fısıltıyı andiran bir hisirti duyar gibi olduk.  Başımızı çevirdik: İki büyük fıstık ağacı arkasından kırmızı bir ay, sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu. Birden etrafımızda dünyanın bütün manzaraları değişti: Sanki Japonyalı bir ressamin siyah mürekkeple cizdigi belirsiz ve tamamlanmamis bir alem icindeydik. Artık herseyi aciklikla görmek üzüntüsünden kurtulmustuk. Yanlis görmek ve hayal etmek imkâninin sarhoslugu, vücudumuzu bir afyon dumani gibi uyusturuyordu.  Etrafimizda, gündüzün bütün uyuz agaclari yerine zengin bir orman meydana gelmisti.

..

Dünyanin güzelliginden korkmaya baslamistik. Zira aydan akan büyünün saadetiyle ruhlarimiz catlayacak kadar dolmustu.

zennube

.ahmethasim.bizegörevebirseyahatinnotlari.

berbatsin.

Simdi seni anliyorum, bsbbd. Yaklastikca herkes, hersey cirkinlesiyo, böyle uzak daha iyi derdin. Öyle. Bu yüzden daha fazla direnmedim bozuk gözlerime. Uzagi kit görüyodum ve yaklasmak zorunda kaliyodum herseye.. Sonra da cirkinlesecegi ani bekliyodum oldugum yere cökerek . Sonunda aldim bi gözlük.. Uzaktan, net.. İyi böyle..

Gafil anima denk geldi bsbbd, takmamisim, yakinlasmak zorunda kalmisim. Mum gibi eridi yine güzele benzer ne var ise.. Neden? Cünkü yaklastim.

Aci cekmelerini degil, ölmelerini istiyorum diye eklerdin. Seni mi kircam? Ölsünler.

Evet, aynen böyle.

.aksamüzeripersembebazari.

Taze bitmis binalarin, ilk birkac sene yerine alisma, topragi sevme, kendini tanima, uyum saglama gibi bazi pek möhim emellere ulasmak icin minnik sarsintilar gecirdikleri; buna müteakiben, pergelleri üzerinde sampuan reklamlarında kara sacli oglanin var gücü ile asildigi, halatmiscasina kopmayan pirilsaclar kadar saglamlastiklari söylenir. Bu sekilde söylenmese de, mesele kismen böyledir.

Simdi bi düsündüm de; ne kadar da kendimi gördüm bu örnekte. Bir grup artci şokella beni adam etme bahanesi ile savurup durdu, duruyor ama durmak bilmiyor. Niçün? İçerdeki taslar yerine otursun, kopan firtinalar piril-halat-sac misali kopmaz olsun, oldugum yere cakilayim, sallanayim ama kapaklanmayayim, en fazla dizlerimi asindirayim ve dahî heybetime heybet katayim, diye.

.

Sonra, seninle bu möhim meselede nasil da talihsiz bir bicimde benzestigime sahit oldu beynimin kivrimlari&kurtcuklari. Yok, sahsen degil; örnek bakimindan, kismen.

Seni koydugum ya da senin kendini koydugun o yerde, basina gelen sarsintilar “düsman basina” dedirtiyor,  saglamlastirmak yerine dibe, hak ettigin kemik cukuruna cekiyor. Böylelikle yavru kurbagacim, prensesin öpmeden, sen aslina; hain zombi kiligina geri dönüyorsun. Artci şokellalar sana tsunami tadinda darbeler vuruyor, kafani kaldiramiyorsun bu belâdan, belalimm.

Yardima ihtiyacin varsa; bir himalaya kadar yakinim. “Siz” dedirtecek kadar saygin olmayi becerebilse idin eger, daha afili bir yardim sloganim vardi senin icin. Merak mi ettin? Kiyamam. O halde “Caresizseniz sayin bayim, care sizsiniz.” Senin kadar basit.

Durma, careler ara. E mi?!